Türkiye Merkez Bankası başkanı Murat Çetinkaya, geçtiğimiz ayın başlarında Bitcoin’in merkezsizleştirilmiş ve birebir (P2P) ilerleyen yapısının küresel finans istikrarına katkıda bulunabileceğine dikkat çekmişti.

Doğası gereği Bitcoin’in merkezsizleşmiş yapısı iki farklı taraf arasındaki herhangi bir işlem sırasında merkezi bir işletme ya da bir otoritenin olma zorunluluğunu direkt olarak ortadan kaldırıyor. Bitcoin ağında olan herhangi birisi özgürce, hiçbir sorun yaşamadan ve aracı olmaksızın işlemlerini gerçekleştirebiliyor. 

Bu özelliğinden dolayı Finlandiya Merkez Bankası’nın hazırlamış olduğu araştırma sonucunda da yazdığı gibi Bitcoin, tamamen kendi kurallarıyla ve tekilliğiyle en etkili şekilde yeni bir ekonomi yaratan müthiş ve merkezsiz bir finans ağı. Raporda yazılanlara göre:

“Bitcoin, herhangi bir idari kuruluşun kontrolünden bağımsız tekel bir protokol ile yürütülen bir değer. Benzer tekeller, idari bir kuruluşun ya da grubun takdirine bağlı, fiyatların değiştirildiği, tekliflerin yapıldığı ya da kuralların onlar tarafından belirlendiği şekilde yürütülüyor. Bu gibi tekeller de idari ekibin gücünü kullanmaması, manipüle etmemesi ya da yapıyorsa bile daha az manipülasyon yapmasını sağlamak için bazen regülasyona tabi tutuluyor.”

Çeşitli hükümetler ve Türkiye Merkez Bankası’nın da aralarında bulunduğu merkez bankaları, Bitcoin’in geçtiğimiz senede küresel finans piyasasını maruz bırakmış olduğu etkiden; bir birikim yöntemi olarak neredeyse öncelikli bir pozisyona gelmesiyle altın, Amerikan doları ya da Japon yeni gibi rezerv dövizlerin yerini alabileceği ihtimalinden dolayı oldukça endişeli.

Eğer Bitcoin günlük işlem ve alım satım hacmi, kullanıcı altyapısı, büyük finans kuruluşları tarafından sahip çıkılması ve kendi altyapı özellikleri açısından şu an yaşadığı üstel dalgayla büyümeye devam ederse küresel finans piyasasının bir bileşeni ve hükümetlerce ve merkez bankalarınca çıkarılan “yasal paraların” büyük bir rakibi haline gelecek. Çetinkaya’nın söylediğine göre:

“Dijital para birimleri merkez bankalarını para stokları, fiyat istikrarıları ve döviz politikaları açısından büyük bir riskle baş başa bırakıyor. Gene de dijital para birimleri nakitsiz bir ekonomi, çok daha hızlı ve etkili ilerleyen işlemler için aynı zamanda oldukça önemli de olabilir.”

Bitcoin pek çok hükümet ve merkez bankası için bir meydan okuma niteliğinde. Bunun nedeni de yetkilileri şu iki karardan birini almaya zorlaması: ya Bitcoin’i sahiplenecekler ve bu teknolojinin ve gelişimin ön önlerinde yerlerini alacaklar ya da kendi ekonomilerini çok daha izole bir hale getirip Bitcoin’e ve tüm bu gelişmelere sırtlarını dönecekler.

Facebook IQ’nun da aralarında bulunduğu pek çok araştırma şunu gösterdi ki; dünyada genç kuşağın %90’ı bildiğimiz anlamdaki geleneksel bankacılığa ve finans kuruluşlarına güvenlerini tamamen yitirmiş durumda. Gençler, bankalardan tamamen kopuk hissediyor ve kendi ihtiyaçlarının bankalar tarafından anlaşılmadığını düşünüyorlar.

Dünyanın en öne çıkmış kapitalistlerinden ve A16Z’nin de ortaklarından Balaji Srinivasan: “2040’a kadar genç kuşak Bitcoin’i bilmediği bir dünyada yaşamayacak” dedi. 

“2040’a geldiğimizde 30 yaş altındaki kimse Bitcoin’siz bir dünyayı bilmiyor olacak. Altın gibi de nitelendirebiliriz Bitcoin’i. Uzun zamanda bu iki değerin yer değişimine tanık olacağız.”

Ticari bankalardaki yolsuzluklara karşı alınan sıkı önlemlerle ve dövizlerdeki düşüşle birlikte Bitcoin’in küresel bir para birimi olmasına yönelik evrimi oldukça ideal bir pozisyon oluşturuyor. Türkiye Merkez Bankası da Bitcoin’in hızlı yükselişi karşısında uzun vadede kendisinin “gereksizleşebileceği” ihtimalinden dolayı tehdit edilmiş hissediyor.

En son 06.12.2017 15:30:20 tarihinde güncellendi.
Bu yazının orjinal kaynağını göster. http://bit.ly/2nxJYTf
Arkadaşlarınızla paylaşın